Kendimi bildim biledir direksiyon sallıyorum; yüz binlerce kilometre yol devirdim. Bu yollar bana sadece adresleri değil, insan hayatının ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu da öğretti. Aynaya her baktığımda gördüğüm şey sadece arkadaki araçlar değil; geride bırakılan darmadağın olmuş hayatlar, hiç iyileşmeyen vicdan azapları ve bir anlık sabırsızlığın faturasıyla çöken yuvalar oldu. Yol biter, asfalttaki izler silinir ama o bir saniyelik dalgınlığın ya da kural tanımazlığın bir ailede bıraktığı kalıcı hasar asla kapanmaz.
Trafik kazası dediğimiz şey, istatistiksel bir veri ya da akşam haberlerinde geçip giden sıradan bir altyazı değildir. O demir yığınlarının arasında ezilen; bir anne babanın evladı, bir çocuğun geleceği, bir ailenin tüm neşesidir. “Bana bir şey olmaz” özgüveniyle gaz pedalına basan, “iki saniye erken gideyim” diye kırmızı ışığı ihlal eden ya da çalan telefonuna bakmak için gözünü yoldan ayıran her sürücü, aslında büyük bir vebalin altına girmekte ve farkında olmadan sevdiklerinin geleceğini riske atmaktadır.
Özellikle her gün geçtiğimiz yollarda, adeta birer “kara nokta” haline gelen ve hemen hemen her gün kazaların yaşandığı o tanıdık virajlar, kavşaklar vardır. Bir sürücü gözüyle buralardaki riski azaltmanın yolu hem idari tedbirlerden hem de direksiyon başındaki bilinçten geçer. Bu tehlikeli noktalarda sürüş güvenliğini artırmak için acilen caydırıcı hız koridorları kurulmalı, eksik veya yıpranmış sinyalizasyon ve aydınlatma sistemleri yenilenmelidir. Yol kusurları ivedilikle düzeltilmeli ve şerit çizgileri belirginleştirilmelidir. Ancak en önemlisi, biz sürücülerin bu noktalara yaklaşırken “nasıl olsa yolu biliyorum” rehavetine kapılmamamızdır. Rutin, sürücünün en büyük düşmanıdır. Her gün kaza olan o kör noktalarda hızımızı iki kat dikkatle düşürmeli, takip mesafemizi artırmalı ve yolun getireceği sürprizlere karşı tetikte olmalıyız.
Kurallara uymak, özgürlüğünüzün kısıtlanması değil; sevdiklerinize sağ salim kavuşmanızın tek garantisidir. Takip mesafesini korumak, hız sınırını aşmamak ve emniyet kemerini takmak gibi basit alışkanlıklar, ölüm ile yaşam arasındaki o ince çizgiyi belirler. Direksiyon başındayken tüm dünyayı dışarıda bırakmalı, altımızdaki makinenin bir ulaşım aracı olduğu kadar, yanlış ellerde bir silaha dönüşebileceğini unutmamalıyız. Yollarda hız değil, saygı ve dikkat hayat kurtarır. Lütfen unutmayın; hiçbir aceleniz, bir insanın yaşamından daha değerli olamaz.
Bu vesile ile geçtiğimiz cuma günü elim bir kaza sonucu hayatını kaybeden BİLALLER Satış Müdürü Ahmet Evelek’e Allah’tan rahmet, acılı ailesine ve tüm sevenlerine de bir kez daha sabır ve başsağlığı diliyoruz. Mekânı cennet olsun…”
Niyazi ŞAHİN
